İş Davalarını Çoğunlukla İşçilerin Kazanmasının Sebepleri

Hukuk sistemimizde işçi-işveren ilişkisi kapsamındaki kanun ve yönetmelik hükümlerinin büyük çoğunluğu işçi lehine düzenlenmiş ve bu düzenlemelerle sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak zayıf olanın yasalarla korunması amaçlanmıştır.

Bu kapsamda işçinin temel hakları öncelikle anayasal güvence altına alınmış, İş Kanunu’nda işçi lehine emredici hükümler düzenlenmiş, işverenin bu hükümlere aykırı davranması halinde devlet tarafından işveren aleyhine bir takım yaptırımlar uygulanması öngörülmüş, kanunda açıkça düzenlenmeyen, belirsizlik veya tereddüt uyandıran hallerde Yargıtay’ın yıllar önce benimsediği “işçi lehine yorum ilkesi” nin uygulanması gerektiği ve işveren tarafından iş sözleşmelerine tek taraflı düzenlemeler ile işçi aleyhine konulan hükümlerin geçersiz sayılacağı kabul edilmiş, davalarda işverene daha ağır ve çoğunlukla yazılı delil ile ispat etme yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu durum da, hak ve alacaklarını layıkıyla alamayan ve haksızlığa uğradığını iddia eden işçilerin, işveren aleyhine açtıkları davaları kazanmasını kolaylaştırmaktadır.

Görüldüğü üzere hukuki düzenlemelerle koruma altına alınan her işçiyi, işveren karşısında potansiyel bir dava olarak nitelemek mümkündür. Ancak bu durum işçi tarafından açılan her davanın kazanılacağı anlamına gelmemektedir.

İşverenler, hukuk sistemi tarafından koruma altına alınan işçiler karşısında en yüksek dikkat ve özeni göstererek iş ilişkisini iş akdinin başlangıcından sona ermesine kadar hukuka uygun bir şekilde sürdürmeli, yaptıkları işlemleri kesin delille ispat edebilmelidir.

Peki, işverenlerin iş ilişkisi kapsamında yaptığı ve haklarında açılan davaların kaybedilmesine yol açan başlıca hatalar nelerdir?

  • Sigorta priminden tasarruf etme düşüncesiyle işçinin ücretinin bir kısmını bankadan, bir kısmını ise elden ödemek,
  • Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştırılan işçilere bu ücretlerini hiç ödememek veya eksik ödemek,
  • İş sözleşmesini haklı nedenle feshetme koşulları oluşmasına rağmen fesih sebebini bildirmeden (yazılı fesih bildirimi yapmadan, gerekli durumlarda işçinin savunmasını almadan) işçiyi işten çıkarmak,
  • Bildirimli fesihleri yasaya uygun yapmamak,
  • Doğru ve düzgün bir şekilde özlük dosyası tutmamak,
  • İşçi hakkında yapılan her türlü iş ve işlemle ilgili yazılı belge düzenlememek,
  • Yukarıda sayılan ve buna benzer diğer iş ve işlemlerin yasalara uygun bir şekilde takibi için bir İnsan Kaynakları Birimi oluşturmamak,
  • Hukuki sonuç doğuracak işlemlerde, özellikle fesih işlemlerinde hukuki destek almaksızın yasal düzenlemelere aykırı işlemler yapmak vb. çok sayıda tespitte bulunmak mümkündür.

Görüldüğü üzere iş davalarının kazanılmasında, işçi lehine yapılan düzenlemelerin yanı sıra işverenlerin bu konudaki bilgi eksikliği de önemli rol oynamaktadır. Bunun farkında ve bilincinde olmayan işverenler, haklarında açılacak davaları kaybetmeye mahkumdur.

Yorum Yap

Menü