Endüstri 4.0 ve İnsan Kaynakları 1 – Endüstri 4.0 Nedir ve Geçmişe Bakış

Batı’nın ucuz işgücü sağlamak ve maliyetleri düşürmek amacıyla üretim tesislerini Doğu ülkelerine taşıması ile başlayan süreçte Doğu’nun AR-GE yatırımı yapmadan ileri teknolojiye hızla ulaşması ile başlayan süreçte Batı artık kendini ekonomik olarak tehdit altın-da hissetmektedir.

Köklü eğitim kurumları ve teknoloji alanındaki deneyimlerini daha fazla Doğu ülkelerine aktarmak istemeyen, üretim ve sanayiyi tekrar kendi bünyelerinde toplamak isteyen Batı ülkeleri eyleme geçmeye hazırlanıyor. Bu eylem planı uygulamaya konduğunda bir devir daha kapanacak ve 4. Sanayi Devrimi gerçekleşmiş olacak.

Bu devrim ile toplumlarım günlük yaşam tarzlarından tutun iş hayatının tüm alışkanlıkları değişecek. Bu değişime devletler, toplumlar, şirketler ve çalışanlar ayak uy-durmak zorunda kalacak. Değişime ayak uyduramayanlar ekonomik olarak yok olma riski ile karşı karşıya.

Bu değişimin devletler, toplumlar, şirketler ve çalışanlar ekseninde yapacağı değişim insan kaynakları alanını da temelden etkileyecektir. Bu makalemizde bu değişimi ve insan kaynakları açısından olası sonuçları araştırdık.

Sanayi Devrimleri

Sanayinin mihenk taşlarına kısa da olsa değinelim;

*Sanayi Devrimleri

1. Sanayi Devrimi

1760-1830 arasındaki dönemi etkileyen Birinci Endüstri Devrimi, İngiltere’deki tekstilde kullanılan dokuma tezgâhlarının makineleşmesiyle etkisini göstermeye başladı. Fabrika kavramı bu dönemde doğdu.

Buhar ile çalışan makinelerin ürettiği güç bu dönemin başlangıcı olmuştur.

Tarım ve hayvancılığın kırsal hayat üzerindeki etkileri yerini daha kalabalık oluşumlara ve kentleşmenin ilk örneklerine bırakmaya başlamıştır.

2. Sanayi Devrimi

Buhar, kömür ve demirin yanı sıra çelik, elektrik, petrol ve kimyasal maddelerin de üretim sürecinde kullanılmaya başlandığı dönemdir. 20. yüzyılın başlarında 2. Endüstri Devrimi’ni, petrol tabanlı içten yanmalı motorların kullanımı tetiklemiştir.

Henry Ford’un otomotivde üretim bandı sistemini kullanmaya başlaması ve fabrikaların elektrikle çalışır hale gelmesi de endüstrileşmeyi hızla geliştirdi.

Birinci Endüstri Devrimi’nde hakim olan demirin yerine çelik üretiminin gelişmesi, demir yolu taşımacılığını ve ticareti hızlandırırken, telefon, radyo, daktilo, ucuz gazete kağıdı gibi diğer yeni gelişmeler de haberleşme ve iletişimi şekillendirerek bu dönemin etkili olmasındaki başlıca faktörlerdendir.

Kentler hızla büyüdü. Gelişmiş ülkelerde ailelerin iş ve konaklama amacıyla kullandığı mekanlar ayrıldı.Yaşam biçimleri önemli ölçüde değişti.

3. Sanayi Devrimi

Yetmişlerden bugünlere dek süren dönemi Üçüncü Endüstri Devrimi olarak adlandırıyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, elektronik, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte üretimin otomasyonu sağlandı.

Bu dönemde bilgisayarlar, lazer, telekomünikasyon, nükleer, biyotarım, mikroelektronik, fiber optik,  ve biyogenetik gibi bilim dalları ve teknolojik gelişmeler üretimin yönünü değiştirdi. İletişim ve ulaşımdaki gelişmelerle ticaret ve endüstri küreselleşti.

Yine bu dönemde hissedilen en önemli gelişmelerden biri de dünya kaynaklarının hızla tükenmesi oldu. Enerji kaynağı olarak Birinci Endüstri Devrimi’nde kömür, su ve buhar gücü; İkinci Endüstri Devrimi’nde ise petrol ve elektrik ön plandaydı. Üçüncü Endüstri Devrimi’nde, yenilenemez kaynaklardaki sıkıntılar ve çevresel kaygılarla güneş panelleri, rüzgâr türbinleri, okyanus dalgaları gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından istifade eden icatlar önemli hale geldi.

“Birinci Endüstri Devrimi üretimin mekanikleşmesi, İkinci Endüstri Devrimi üretimin hızlanması olarak tanımlanırken, Üçüncü Endüstri Devrimi ise üretimin otomasyonu ve dijitalleşmesi olarak tanımlayabiliriz.”

Endüstri 4.0

Endüstri 4.0, ürünlerin ve üretim sistemlerinin yaşam döngüsündeki bütün değer zincirinin organizasyon ve yönetiminde yeni bir seviye olan Dördüncü Endüstri Devrimi’ni tanımlar. Bu döngü, sürekli artarak bireyselleşen müşteri isteklerine odaklanır ve fikir aşamasından başlayarak ürün geliştirme ve üretim siparişinden, bir ürünün son kullanıcıya dağıtımını ve geri dönüşümünü de kapsayacak şekilde tüm zinciri içine alan hizmetleri içerir. (Yeni Devrim: Endüstri 4.0, 2016, s. 9)

Endüstri 4.0 Nasıl Doğdu?

Almanya Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (BMBF), mevcut konjonktürde ve öngörülebilen gelecekte ülkenin kalkınmasını güçlendirerek sürdürmeye yönelik bazı çalışmalar yaptı ve 2011’de 10 ana projeyi duyurdu. “Gelecek-Projesi” adı verilen bu projeler, “Yüksek-Teknoloji Stratejisi 2020’nin Gelecek Projeleri” adı altında yayınlandı.

Aslında bu projeler, günlük yaşamda da sık sık karşımıza çıkan kavramlara odaklanıyor: karbon emisyonlarının azaltılması, çevre dostu ve akıllı şehirler kurulması, alternatif yakıtların kullanılması, akıllı şebekelere geçiş yapılması. Projelerden biri de, Almanca “Industrie 4.0” olarak adlandırıldı ve ilk olarak 2011 Hannover Fuarı’nda dile getirildi. Teknolojileri, akımları, bilgisayar programlarını, bilgi teknolojileri çözümlerini 1.0, 2.0 şeklinde isimlendirdiğimiz bir dönemde, “yeni” endüstrinin de bu şekilde anılması elbette doğal karşılandı. Ama önemli olan, Endüstri 4.0’a, yani Dördüncü Endüstri Devrimi’ne duyulan güvendi. Almanya hükümeti, projeye ilk etapta 200 milyon Euro yatırım yaptı.

Ardından, Federal Almanya Ulusal Bilim ve Araştırma Akademisi (acatech) liderliğinde “Endüstri 4.0 Strateji Belgesi” hazırlandı ve 2013’te yine Hannover Fuarı’nda duyuruldu. Bu strateji belgesi temelde Almanya odaklı olmakla birlikte, bu yeni devrimin ana niteliklerini de açıklıyor, dolayısıyla tüm dünyaya yeni bir endüstrinin kapılarını açıyordu.

Endüstri 4.0 kavramının temeli; endüstriyel üretimde ilgili tüm birimlerin birbiriyle haberleşmesine, bütün verilere gerçek zamanlı olarak ulaşılabilmesine, bu veriler sayesinde optimum katma değerin sağlanmasına dayanıyor. Endüstri 4.0’ın sadece bir kuram olarak kalmasını önlemek ve eyleme geçmek üzere, yine 2013 yılında, BITKOM, VDMA ve ZVEI adlı üç kuruluş “Endüstri 4.0 Platformu”nu (www.plattform-i40.de) hayata geçirdi. Çalışmalarını halen sürdüren bu platform öncelikle yeni teknolojilerin gelişimini desteklemeyi, Endüstri 4.0 vizyonu için temel standartları belirlemeyi, yeni iş modellerini tanımlamayı ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları yapmayı hedefledi.

Endüstri 4.0 kavramı zaman içinde, iş dünyasının ve akademik çevrelerin de katkılarıyla Almanya’nın ötesine ulaşarak yeni bir endüstriyel sistem kurmayı tasarlayan tüm ülkelerin ilgi alanı haline geldi. (Yeni Devrim: Endüstri 4.0, 2016, s. 9)

Endüstri 4.0’ın Amacı

Endüstri 4.0 temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor.

Ana bileşenlerinden ilki Yeni Nesil Yazılım ve Donanım, yani bugünün klâsik donanımlarından farklı olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması hedefidir.

İkinci ve belki de en önemli bileşen ise Cihaz Tabanlı İnternet, yeryüzündeki tüm cihazların birbiriyle bilgi ve ver alışveriş için kullanıldığı, her türlü araç gerece entegre edilmiş, sensör ve işleticilerle donanmış, İnternet bağlantılı akıllı elektronik sistem. Bu sisteme kısaca siber-diziksel Sistemler de diyebiliriz. Üretim sürecinde fabrikalardaki makinelerde siber-­fiziksel sistemlerin kullanılması demek insanlardan neredeyse bağımsız olarak kendi kendilerini koordine ve optimize ederek üretim yapabilecek ‘akıllı fabrikalar’ demektir. Eğer Endüstri 4.0 stratejisi gerçekleşirse üretim süresi, maliyetler ve üretim için ihtiyaç duyulan enerji miktarı azalacak, üretim miktarı ve kalitesi artacaktır.

Avantajları ve Dezavantajları

Endüstri 4.0’la, nesneler kendilerini akıllı bağlantılar ve dağıtımlar etrafında organize edebilmekte ve insan hata oranını en aza düşürmeye çalışmaktadır. Nesneler, entegre iletişim yetenekleri sayesinde, akıllı kararlar alabilmekte ve çevreleriyle sürekli bağlantı ve iletişim halinde bulunarak üretimin tüm aşamalarında tetikte kalabilmektedir. Makine ve parçaların bu öz‐örgütlenme yetenekleri ileride yapılabilecek ve insanın içinden çıkamayacağı karmaşık üretim senaryolarının önünü açmaktadır. Örneğin; makinelerin etkileşimiyle tek tek üretilmesi gereken özel ürünler, insan müdahalesine gerek kalmadan esnek ve kitlesel olarak üretilebilir ve hızlıca piyasaya sürülebilir. (Kahraman, 2017)

Endüstri 4.0 ile sanayide üretim miktarı ve kalite artarken ham madde atıkları azalacak, enerji ve su gibi kit kaynaklar gereğinden fazla kullanılmayacaktır. Dolayısı ile çevre ve doğa daha az kirlenecektir. (TOBB, 2016, s. 18)

Dördüncü sanayi devriminin avantajlarını sıralamak gerekirse;

  • Sistemin izlenmesinin ve arıza teşhisinin kolaylaştırılması
  • Sistemlerin ve bileşenlerinin öz farkındalık kazanması
  • Sistemin çevre dostu ve kaynak tasarrufu davranışlarıyla sürdürülebilir olması
  • Daha yüksek verimliliğin sağlanması
  • Üretimde esnekliğin arttırılması
  • Maliyetin azaltılması
  • Yeni hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesi
  • Yüksek rekabet gücü
  • Esnek üretim ile daha kişisel ürünler

olarak sıralanabilir. (Endüstri Tarihine Kısa Bir Yolculuk, 2016)

Yorumlara kapalı.

Menü