Av. Nurcan Konur

8 Yazı Ana Sayfaya Dön

Kırklareli’nde doğmuş, ilk ve ortaöğretimini Kırklareli’nde bitirdikten sonra lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamıştır.
Mesleğe başladığı günden bu yana hukukun çeşitli alanlarında avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti veren Av. Nurcan KONUR, özellikle İş Hukuku alanında uzmanlaşmış olup, halihazırda özel sektörde hizmet vermektedir.

İşverenin iflas etmesi durumunda işçiler alacaklarını tahsil edebilir mi?

Ticari hayatta meydana gelen daralmalar ile mali ve ekonomik kriz vb. sebeplerle işverenlerin çoğu zaman işçi çıkarma yoluna gittiği uygulamada sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Peki işverenin iflas etmesi durumunda işçiler işverenden alacaklarını tahsil edebilir mi? İşverenin borca batık olması sebebiyle iflas etmesi halinde işçilik alacaklarının durumunu bu yazımızda tartışacağız. Öncelikle belirtmemiz gerekirse bir ticari işletmenin tamamını veya bir kısmını maddi menfaat elde etmek amacıyla işleten her gerçek veya tüzel kişi tacir olup, tacirlerin tamamı da iflasa tabidir. Bu nedenle de iflas edenin gerçek veya tüzel kişi olmasının bir önemi yoktur. İşveren hakkında iflas kararı verildiği anda işverene ait olan haczedilebilir tüm mallar iflas masasını oluşturur ve süresi içerisinde alacağını bu masaya kaydettiren tüm alacaklılar, masada bulunan malları sattırarak kanunda belirtilen sıra çerçevesinde alacaklarını tahsil etme imkanına sahip olurlar. Masa mallarının satılması sonucunda elde edilen paradan, öncelikli olarak rehinli alacaklar, masa alacakları (iflas masasının yaptığı borçlar), gümrük resmi, bina ve arazi vergisi,…

Boşandıktan Sonra Tekrar Evlenerek Tazminat Almak

Kıdem tazminatı almak için boşanıp tekrar evlenmek kanuna karşı hile sayılır.. İş Kanunu’nda işçinin kıdem tazminatı hak kazanacağı haller sayılmış olup, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde evliliğini gerekçe göstererek kendi isteğiyle işten ayrılması halinde bir yıl ve üzeri çalışmaları karşılığında kıdem tazminatı almaya hak kazanacağı düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme ile kadın işçinin evlilik nedeniyle işten ayrılmak istemesi halinde kıdem tazminatı hakkının korunması amaçlanmıştır. Uygulamada ise sırf kıdem tazminatı alabilmek için kocasından boşanıp kısa bir süre sonra aynı kişiyle yeniden evlenerek kıdem tazminatı talep edildiği görülmektedir. Yargıtay, sırf kıdem tazminatı almak için kocasından boşanıp aynı kişiyle yeniden evlenerek bu yolla kıdem tazminatı talep etmenin hakkın kötüye kullanılması ve kanuna karşı hile sayıldığını kabul etmektedir. Bu gibi durumlarda işveren tarafından ödenen kıdem tazminatı işçiden geri istenebilmektedir. Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay’ın bazı kararları aşağıda yer almaktadır. “…Somut olayımızda, davacı kocasından 1.11.2004 tarihinde şiddetli geçimsizlikten boşanmıştır. Karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Boşanma dosya içeriğinde…

Evden Çalışma Nedir? Koşulları Nelerdir?

Evde çalışma, işçinin işverenin verdiği işi ücret karşılığında, kendi evinde veya belirlediği başka bir yerde bizzat veya aile bireyleriyle birlikte yapması işidir. Evde çalışma sıklıkla tekstil ve konfeksiyon gibi alanlarda uygulanmaktaysa da son zamanlarda reklamcılık, çeviri vb. işlerde de yaygınlaşmıştır. Peki evde çalışanlar işçi sayılır mı? Bir iş sözleşmesinin varlığı için işin mutlaka işverene ait işyerinde yapılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle evde çalışmalarda, işverenin işçi üzerinde denetim ve yönetim yetkisini kullanamasa da evde çalışanlar iş akışındaki zorunlu bir işi üstlenmişse işçi olarak nitelendirilmektedir. Bu durumda evde çalışanlar İş Kanununda yer alan haklardan yararlanır ve borçlarla yükümlü olurlar. Ancak evde çalışan; bağımsız bir girişimci olarak, müşterilerini kendi seçerek, ücretini kendi belirleyerek ve kazancına sahip olarak bu işi yapıyorsa işçi sayılması mümkün değildir. Evde çalışanların çalışma koşulları nelerdir? Yukarıda belirttiğimiz şekilde evde çalışanlar işçi olarak nitelendirilse de işyeri dışında çalıştıkları için İş Kanununda belirlenen bazı hükümler onlar için uygulanamaz. Örneğin evde çalışmalarda…

İş Davalarını Çoğunlukla İşçilerin Kazanmasının Sebepleri

Hukuk sistemimizde işçi-işveren ilişkisi kapsamındaki kanun ve yönetmelik hükümlerinin büyük çoğunluğu işçi lehine düzenlenmiş ve bu düzenlemelerle sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak zayıf olanın yasalarla korunması amaçlanmıştır. Bu kapsamda işçinin temel hakları öncelikle anayasal güvence altına alınmış, İş Kanunu’nda işçi lehine emredici hükümler düzenlenmiş, işverenin bu hükümlere aykırı davranması halinde devlet tarafından işveren aleyhine bir takım yaptırımlar uygulanması öngörülmüş, kanunda açıkça düzenlenmeyen, belirsizlik veya tereddüt uyandıran hallerde Yargıtay’ın yıllar önce benimsediği “işçi lehine yorum ilkesi” nin uygulanması gerektiği ve işveren tarafından iş sözleşmelerine tek taraflı düzenlemeler ile işçi aleyhine konulan hükümlerin geçersiz sayılacağı kabul edilmiş, davalarda işverene daha ağır ve çoğunlukla yazılı delil ile ispat etme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu durum da, hak ve alacaklarını layıkıyla alamayan ve haksızlığa uğradığını iddia eden işçilerin, işveren aleyhine açtıkları davaları kazanmasını kolaylaştırmaktadır. Görüldüğü üzere hukuki düzenlemelerle koruma altına alınan her işçiyi, işveren karşısında potansiyel bir dava olarak nitelemek mümkündür. Ancak bu durum işçi tarafından…

İş Davaları Hakkında Merak Edilenler

Kanundan ve iş sözleşmesinden doğan hak ve alacakları hiç veya gereği gibi ödenmeyen, haklı bir sebep olmaksızın işten çıkarılan veya sigortasız çalıştırılan işçiler, yasada belirlenen koşulların gerçekleşmesi halinde; zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere uymak koşuluyla işveren aleyhine dava açabilirler. Bu yazımızda iş davaları hakkında merak edilen sorulara cevap vermeye çalışacağız. Her ne sebeple olursa olsun işveren aleyhine dava açılabilmesi için öncelikle yazılı bir dava dilekçesi mevcut olmalıdır. Dilekçe, yasada belirlenen şartlara uygun olarak hazırlanmalı, dilekçenin içeriğinde davanın konusuna göre talep edilen hususlara ilişkin ayrıntılı bilgiler bulunmalıdır. Dava avukat aracılığı ile takip edilmeyecekse bile; herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına, dava dilekçesi avukat veya alanında uzman bir hukukçu tarafından hazırlanmalıdır. İşçi İşverene Dava Açmak İçin Nereye Başvurmalıdır? İş davalarında yetkili ve görevli mahkeme işverenin veya iş yerinin bulunduğu yerdeki İş Mahkemeleridir. İş Mahkemesine hitaben hazırlanan dilekçenin/dava dosyasının adliyelerde bulunan tevzi bürosuna verilmesi ve gerekli harç ve masrafların yatırılması ile birlikte…

Performans Düşüklüğü Nedeniyle Fesih ve İşverenin İspat Yükü

İşverenin iş sözleşmesini sonlandırabilmesi için kanunda geçerli nedenle fesih ve haklı nedenle fesih olmak üzere, işverene iki türlü fesih imkanı tanınmıştır. Geçerli nedenle fesih sebepleri haklı nedenle fesih sebepleri kadar ağır değildir ancak feshin geçerli olarak kabul edilmesi için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Ayrıca haklı nedenle fesihten farklı olarak iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesi halinde, işverenin iş sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle işçilik haklarını ödenme yükümlülüğü devam etmektedir. İş Kanunu’na göre işveren; Ya işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından Ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan bir sebebe dayanarak iş sözleşmesini geçerli nedenle feshedebilir. Biz de bu yazımızda işçinin yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerden olan performans düşüklüğü nedeniyle fesih ve bu durumda işverenin ispat etmesi gereken hususlar üzerinde duracağız. Yargıtaya göre iş sözleşmesinin performans düşüklüğü nedeniyle feshedilebilmesi için zorunlu bir takım kıstaslar mevcuttur. Buna göre; Performans ve verimlilik standartları işyerine özgü olmalıdır. Performans değerlemesi o işyerinde aynı işi yapanların aynı kurallara bağlı olması…

İşverenin Eşit Davranma Borcu ve Sonuçları

Eşit davranma ilkesi gerek İş Kanunu’nda gerekse Anayasa ve Uluslararası sözleşmelerde düzenlenmiş olup, iş hukuku bakımından bu ilke; işverene, işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama yükümlülüğü getirmektedir. İş Kanunu’na göre işveren; İşçiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayanarak ayrım yapamaz. Esaslı bir neden olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem uygulayamaz. Biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret veremez. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. Görüldüğü üzere yasada düzenlenen eşit davranma ilkesiyle işverenin yönetim hakkı sınırlandırılarak, işverenin…

İbraname Nedir? Geçerlilik Şartları Nelerdir?

İş sözleşmelerinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda uygulamada sıklıkla karşılaştığımız hususlardan biri işçiye herhangi bir hak ve alacağı kalmadığına ilişkin ibraname imzalatılmasıdır. Bu yazımızda ibraname ve geçerlilik şartları üzerinde duracağız. İbraname, işçinin işten ayrılırken İş Hukuku ve iş sözleşmesinden kaynaklanan her türlü hak ve alacağını aldığını gösterir belgeye denir ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra ibranamenin geçerlilik şartlarının gerek işçiler gerekse işverenler tarafından bilinmemesi nedeniyle bu belgeler uygulamada hatalı olarak düzenlenmekte ve bu durum bazen işçilerin ve bazen de işverenlerin zarara uğramasına neden olmaktadır. İbranamenin geçerlilik koşulları Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Peki, yasal düzenlemeye göre işçi ve işverenler ibranamede hangi hususlara dikkat etmelidir? İbraname yazılı olmalıdır. İş sözleşmesinin sona erme tarihiyle ibraname tarihi arasında en az 1 aylık süre bulunmalıdır. İbranamede, ibra konusu alacakların türü ve miktarı ayrı ayrı belirtilmelidir. Ödemeler mutlaka banka kanalıyla yapılmalıdır. İbranamenin yukarıda belirttiğimiz koşulları taşımaması durumunda geçersiz sayılacağı kanunda açıkça belirtilmiştir.…

Menü